GÜLDÜRMEK KORKUTMAKTAN DAHA ZOR
Image

GÜLDÜRMEK KORKUTMAKTAN DAHA ZOR


Son zamanların en ilgi çeken televizyon yapılarından Kısmet’in nalbur Muammer’i Serhan

Ernak ile Kadıköy Baba Sahne’de buluştuk. Baba Sahne’nin en çok izlenen oyunu Don

Kişot’um Ben’de de izlediğimiz oyuncu ile televizyon ve sinema dünyasının yanı sıra

Türkiye’de komediyi konuştuk...

“BABA SAHNE, HEM İSTANBUL’A HEM DE KADIKÖY’E ÇOK ŞEY KATTI”

Don Kişot’um Ben oyununun neredeyse beş senedir sahnelendiğini dile getiren oyuncu:

“Araya pandemi girmesine rağmen 260’a yakın oyun oynadık. Başrollerinde Ozan Güven ve

Günay Karacaoğlu oynuyor. İki perdelik bir komedi oyunu. Oyun çok sevildi hatta

turnelerimiz de oldu. Ben oyunda Don Kişot’un kadim dostu Berber Nikolas’ım… Klasik

Don Kişot’un komediye uyarlanmış hali. Ana hikayeye sadık kalınarak yazılmış bir oyun.”

diyerek söze başladı ve ekledi:

“Biz yıllardır Baba Sahne’de oynuyoruz. Baba Sahne hem İstanbul’a hem de Kadıköy’e çok

şey kattı. Hiçbir devlet yardımı almadan Kadıköy’ün özel tiyatrosu oldu. Localı ve büyük bir

sahnemiz var, çok büyük gurur duyuyoruz orada oynarken. Şevket hem Türk tiyatrosuna hem

de Kadıköy’e büyük bir alan kazandırdı diyebiliriz. Ayrıca burası ruhsatında tiyatro yazan da

ilk yer çünkü genelde eğlence mekanı yazıyorlar. Böyle de bir önemi var.”

KAHKAHALARDAN ANLIYORUZ Kİ, HAYAT DEVAM EDİYOR

Tekrar oyuna dönüyoruz. Bu denli sevilmesinin ve izlenmesinin sebebini soruyorum: “1996 -

97 yılından bu yana tiyatro yapıyorum. Bir oyuncu için oyun her ne kadar mükemmel olursa

olsun, seyirci yoksa inanın hiçbir şey... Biz Don Kişot’um Ben oyununda seyircinin

geleceğine o kadar eminiz ki, düşünmeden çıkıyoruz. Çünkü hep dolu dolu oynadık, o sebeple

çoğu zaman eşimize dostumuza bile davetiye veremedik. Önümüzdeki sezonda da devam

edeceğiz. Seyirciler bize sık sık çok eğlendilerlerini söylüyorlar. Özellikle pandemi ve deprem

gibi kötü olayların ardından insanlarda eğlenme isteğinin daha da arttığını gördük. Gülmek de

ağlamak kadar büyük bir ihtiyaç. Sahneye çıkınca insanların kahkalarından anlıyoruz ki buna

ihtiyaçları var ve hayat devam ediyor...”

KISMET: İÇİNDE SEVGİ BARINDIRIYOR

Ekranların son zamanlarda sevilen yapımlarından ‘Kısmet’in ise samimi geldiği için

sevildiğini ifade eden Ernak: “Kısmet, eğlenceli ve samimi bir iş olduğu için çok sevildi.

Buna epeydir hasret kaldık çünkü Türk televizyonların tutan işler bir süre kendini tekrar eder.

Uzun süre benzer işler izleriz. Ama Kısmet bunun dışında bir iş oldu. Halkımızın günümüzde

eğlendiren ve içinde sevgi barındıran işlere ihiyacı var. Dizide bir mahalle sıcaklığı

buluyorsunuz, ben de o mahallenin nalburunu oynuyorum. Daha önce İki Aile’de de buna

benzer bir roldeydim. Halit Akçatepe’nin oğlu rolünde, Bakkal Niyazi’ydim. Ona çok

benziyor. Orada da çok eğleniyorduk burada da eğleniyoruz. Setimiz de çok keyifli...” diyor

ve ekliyor:

“GÜLDÜRMEK KORKUTMAKTAN DAHA ZOR!”

“Komedi oynamanın ayrı bir matematiği var. Espriyi doğru zamanda, doğru tonlamayla

yapmak önemli. Yani her oyuncunun kumaşı komedi oynamaya çok yakın değildir. Her

komedi oynayan kişi de dram oynayabilir mi onu da bilmiyorum ancak bence korkutmak

güldürmekten her zaman daha kolaydır. Yaptığın espriye karşındaki her zaman gülmeyebilir.

Galiba komedi biraz daha zor. Türkiye’de komedi çok iyi bir yerde. Çok zevkli işler var ve bu

konuda çok yetenekli insanlar... Keşke daha çok komedi işler izlesek, hem televizyonda hem

de tiyatroda...”

TELEVİZYONDA İLK İŞ: ŞEHNAZ TANGO

Televizyon ekranlarında ilk defa Şehnaz Tango’da izlediğimiz oyuncu 1990’lı yıllara dair

şunları söyledi: “Orada Erdal Özyağcılar bir radyoda aşk şiirleri okuyordu, ben de onun

radyoda karşısındaki makinada duran DJ’dim... Tiyatro ve dizi aynı zamanlarda başladı.

Oyuncu sayısı çok azdı... Telefon yoktu, menajer yoktu. Hatta hatırlıyorum benim çağrı

cihazım vardı  O zamandan buraya bir kere teknik olarak çok büyük değişimler olurdu. Tek

kamera çalışırdık bir kere…”

USTALARLA DENEYİMLENENLER…

Usta isimlerden kendime örnek aldığım çok sayıda isim var ama özellikle Halit Akçatepe ile

uzun süre çalıştığım için onun yeri bende çok farklı. Ondan çok fazla Yeşilçam ve tiyatro

hikayelerini dinledim. Ali Cağaloğlu ile çalıştım yine o dönemler… Sahnede Nedret Güvenç

ile oynadım. Yani çalıştığım çalışmadığım herkesin bana bir şeyler kattığını düşünüyorum.

Mesela Ferhan Şensoy… Hep korkardım, onunla bir araya geldiğimde kendimi okul

müdürünün karşısında gibi hissederdim ama hiç öyle biri değil. Çok samimi biriydi daima…”

“Ben uzun süre Cihangir’de yaşadım, şimdilerde Beşiktaş’tayım. Arkadaşlarımın birçoğu

Moda’ya taşındı, şimdilerin Cihangir’i Moda olduğu düşünülüyor ancak bana kalırsa tam

olarak öyle değil. Kadıköy daha büyük ve hala her kesimi barındırıyor içinde. Cihangir’de

mahallecilik var Kadıköy çok büyük olduğu için her anlamda alternatif bol... “